Bilim ve Teknoloji

Renklerin Tarihçesi ve Renk Bilimi

renk tarihçe

İnsanoğlu kendini bildiği günden bugüne renk olayına ne yazık ki bilimsel açıdan bakmamış, renkleri sadece obje olarak görmüştür. İlerici görüş sahipleri yani emperyonistler renklerin farkındalığını hissederek çalışmalar yapmışlardır. Hepsinin yola çıkış tarzı önce ışık sistemini incelemek olmuştur.

İngiliz fizikçi İsaac Newton 1970’de güneş ışığını elmas bir prizmadan geçirerek renkleri ayırmayı başarmıştır. Bir odayı kararttıktan sonra ince bir delikten güneş ışığının odaya girmesini sağlamış bu ışığın önüne bir prizma koyarak parçalanış halini yukarıdan aşağı doğru bir perdeye yansıtmayı başarmıştır.

Newton, beyaz perde üzerindeki renklerin bir sıra oluşturmasına Spektrum Solaers (Güneş Tayfı) adını vermiştir.

Güneş ışığını meydana getiren renk tayfının görkemi ve gizemi bugün üzerine birçok incelemeler yapılan başarılı çalışmaları ve araştırmaları beraberinde getirmiştir. Newton’dan sonra birçok bilim adamı ve kimyager bu proje üzerine çalışmışlardır. Bu sayede renk bilimi bir bilim dalı niteliği kazanmıştır.

Yapılan araştırmalar, deneyler, uygulamalar bizleri renkleri görmeden duyarlılıkla da hissetmenin mümkün olduğu kanısına itmiştir. Yapılan bir uygulamada bir kırmızı bir de mavi kart hazırlanmış ve uygulamayı yapan kişinin gözleri kapatılmış hangi kartın hangi renk olduğunu bilmeden kartlar dizlerinin üzerine koyulmuştur. Gözleri kapalı bir şekilde konsantre olmuş kişi ellerini kartların üzerine yaklaştırmış ve bir süre o şekilde beklemiştir. Kişi, belirli bir süre sonra kırmızı karttan sıcak bir esinti, mavi karttan ise serin bir esinti hissetmiştir. Çünkü kırmızı sıcak renk grubunda mavi ise soğuk renk grubundadır ve bu renklerin enerjilerine aynen yansımaktadır.

Yine benzer bir deneyden bahsedecek olursak, bir rengin komplementerini yani tamamlayıcısını bulmak bilimsel açıdan mümkündür. Daire şeklindeki bir kartonun yarısı yeşile boyanmış diğer yarısı ise beyaz kalmıştır. Bu daire hızla kendi etrafında döndürüldüğünde bir süre sonra beyaz kısmı pembe olarak görülmeye başlanmıştır. Çünkü yeşilin komplementeri pembedir. Tüm bunlardan varılan sonuç; renk bir enerjidir ve renk bilimi pozitif bir bilimdir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir